Öncelikle dürüstlüğün için teşekkür ederiz. Şimdi de "hazır olmak" dediğin şeyin aslında ne olduğuna bakalım.
Hazır olmadığını hissetmek utanılacak bir şey değildir. Bu bir süreç ve okumaya, araştırmaya devam etmen gayet doğal. Ama kendine dürüstçe şunu sor: Hazır olmak için ne kadar bekleyeceksin?
Kimse Mükemmel Bir Anla Başlamaz
Dünyanın, "önce hazırlan, sonra gel" düşüncesi, bir eşiği geçtiğinde birden "yeterli" olacağını sanmaktan gelir. Ama böyle bir eşik yok. Tanrı'nın tarih boyunca çağırdığı insanlara bak: Balıkçılar, vergi tahsildarları, şüpheciler. Hiçbiri teolojik olarak "hazır" değildi. Hepsi, yürürken öğrendi. Başlamak, hazır olmaktan önce gelir; hazır olmayı beklemek, aslında hiç başlamamak anlamına gelebilir.
Belki Asıl Engel "Hazır Olmamak" Değildir
Bazen "hazır değilim" cümlesinin altında farklı bir korku yatıyor olabilir: "Ya bu gerçek değilse?" ya da "Ya bunu yapamayacak kadar zayıfsam?" Din bu korkuları çözmez, sadece erteler. Tanrı'ysa seni güçlü ya da hazır olduğun için değil, seni sevdiği için çağırıyor. Zayıflığın, O'nun seni davet etmesine engel değil.
Somut Olarak Ne Yapabilirsin?
Sorularının bitmesini beklemek zorunda değilsin. Şu üç şeyi deneyebilirsin:
1. Oku. Yuhanna Müjdesi'nin 21. bölümünü oku. İsa Mesih'i kendi sözleriyle tanı.
2. Dua et. Süslü sözler söylemen gerekmiyor: "Tanrım, eğer gerçeksen, bana kendini göster." Bu yeterli.
3. Öğrenmeye devam et. Hristiyanlık inancı yolda öğrenilir. Yeremya 29:13 şöyle der: "Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız."
Acele Ettirmiyoruz, Ama Yalnız da Bırakmıyoruz
Kendi hızında ilerleyebilirsin. Ama bu süreci yalnız yürümek zorunda değilsin; sorularını, tereddütlerini bizimle paylaşmak istersen, sabırla dinleriz.
Şunu da unutma: "hazır olmadığını" fark etmiş olman bile aslında bir başlangıçtır. İlgisiz biri bu kadar düşünmez, bu kadar dürüst bir soru sormaz. İçindeki bu arayış, Tanrı'nın seni zaten çağırdığının bir işaretidir.