Türkiye'de birçok kişi Hristiyanlığı "Batı'nın dini" ya da tarihsel bir Avrupa geleneği olarak görür. Ama Hristiyanlık aslında bir kıtaya değil, bir Kişi'ye ait bir imandır ve O Kişi, Ortadoğu'da, bizim coğrafyamıza çok daha yakın bir yerde doğmuştur.
Hristiyanlık bir ahlak sistemi ya da kültür değil, bir müjde haberidir: Tanrı, insanlığı kendisiyle barıştırmak için dünyamıza geldi. Bu haberin merkezinde İsa Mesih vardır; sadece bir öğretmen ya da peygamber değil, insan bedeninde gelen Tanrı.
Diğer birçok dinde insan, Tanrı'ya ulaşmak için çaba gösterir; ibadet, kurallar ve arınma yoluyla... Hristiyanlığın temel farkı tam olarak buradadır:
Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi.
— Yuhanna 3:16
Yön tersine döner; Tanrı insana doğru gelir.
Bu yüzden Hristiyanlık, önce bir davranış talebi değil, bir "İyi Haber"dir: İsa Mesih'in çarmıhtaki ölümü ve dirilişiyle günahın bedelinin ödendiği ve bunu imanla kabul eden herkesin Tanrı'yla yeniden barıştığı haberi. Pavlus bunu şöyle özetler: "Mesih, Kutsal Yazılar uyarınca günahlarımıza karşılık öldü... Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi" (1. Korintliler 15:3-4).
Hristiyan olmak, bu haberi kabul edip hayatını buna göre yeniden şekillendirmektir; Mesih'i Rab ve Kurtarıcı olarak tanımaktır.