Bu soruda, Hristiyanlığı her dinden ayıran şey saklı.
Neredeyse her din aynı formülü sunar: Yeterince iyi ol, yeterince sevap işle, belki kurtulursun. Bu bir terazidir ve hiçbirimiz o terazinin hangi tarafının ağır basacağını kesin bilemeyiz.
Din: Yeterince İyi Ol
Bu mantık insanı sürekli kendini kanıtlamaya zorlar. Ne kadar iyi olursa olsun hep bir eksiklik hissi kalır; insan ya kibirli bir özgüvene ya da bitmeyen bir kaygıya sürüklenir.
İncil: İhtiyacın Olan Zaten Karşılandı
Kutsal Kitap tam tersini söyler: kabul edilmek için bir şey yapman gerekmiyor, çünkü İsa Mesih senin yapman gereken her şeyi yaptı. Efesliler 2:8-9 şöyle der: İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır.
Peki Somut Olarak Ne Yapmalıyım?
İyi işlerine güvenmeyi bırakıp İsa Mesih'e iman edebilirsin: kim olduğunu ve senin için yaptıklarını kabul et, yüreğini O'na teslim et. Bu bir sınavı geçmek değil, bir armağanı kabul etmektir.
Bu İnanç Beni Değiştirmez mi?
Tam tersi. Değişim kurtulmanın sebebi değil sonucudur. Kendini kanıtlamak için değil, zaten kabul edildiğin için iyi bir hayat yaşamaya başlarsın; bu korkudan değil minnetten doğan bir değişimdir.