Dürüst bir soru, dürüst bir cevabı hak eder. Rakamlara bakalım.
Bu, sıkça duyduğumuz ve gayet meşru bir sorudur. Ama hayır, Kutsal Kitap tahrif edilmedi. Sadece "güven bana" demek yerine, gel birlikte nedenine bakalım.
Elimizdeki Kanıt
Bugün 5.800'den fazla Yeni Antlaşma Yunanca el yazması elimizde. Bu el yazmaları karşılaştırıldığında metin tutarlılığı yüzde 99,5'in üzerinde çıkıyor; bu, antik dünyanın hiçbir başka eseri için söylenemeyecek bir orandır. Eski Antlaşma için de 1947'de bulunan Ölü Deniz Tomarları, iki bin yıl önceki kopyaların bugünkü metnimizle neredeyse birebir aynı olduğunu gösterdi.
Kim, Ne Zaman, Nerede Tahrif Etti?
Bu soruları sormak önemli. Kutsal Kitap metinleri tüm Akdeniz'e, Etiyopya'ya, Suriye'ye, Ermenistan'a yayılmış ve onlarca dile çevrilmişti. Bu kadar geniş coğrafyaya dağılmış, birbirinden bağımsız binlerce kopyayı koordineli biçimde değiştirmek, tarihsel olarak imkânsıza yakındır. Bir yerde değiştirseniz, diğer bölgelerdeki kopyalar sizi hemen ele verir.
Peki Bu, Neden Bu Kadar Yaygın Bir İddia?
Çoğu zaman bu iddia, metni gerçekten inceleyip karşılaştırmadan, kulaktan dolma bir varsayım olarak tekrarlanır. Dinin otoritesi yargılanmayı reddeder. Ama Tanrı bizi sorgulamaya davet eder: Araştırmaya, karşılaştırmaya, kendi gözlerimizle okumaya çağırır. Kutsal Kitap'ın değiştirildiğini değil, okunmamış olduğunu görüyoruz.
Metnin Ötesinde Bir Soru
Ama asıl mesele sadece tarihsel doğruluk değildir. Kutsal Kitap, kuru bir belge değil, bizi değiştirmeyi amaçlayan canlı bir Söz'dür. İbraniler 4:12 şöyle der: "Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar." Bu metni sadece tarihi bir belge gibi değil, seninle konuşan bir söz gibi okumaya davetlisin.
Şimdi bir de sen oku ve kendin karar ver. Sorularınla gelmekten çekinme.