Dürüst olalım: Türkiye'de İsa Mesih'in ardınca gitmek, bedelsiz bir karar değildir. İsa Mesih, takipçilerinin yanlış anlaşılacağını, hatta dışlanacağını açıkça söyledi (Matta 10:34-36). Bu, sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil; ilk yüzyıldan beri Mesih'in ardınca giden herkesin karşılaştığı bir gerçektir.
Ancak bedel, hikayenin sadece bir yarısıdır, diğer yarısı ise kazanılan şeydir. Aile ya da toplum bir kapıyı kapatabilir, ama Tanrı yeni bir aileyi bir araya getirir:
"Her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden…" — Vahiy 7:9
Ayrıca "misyonerlik suç mu?" ya da "kilise devlete karşı mı?" gibi korkuların çoğu, gerçek bir tehditten çok bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Bedeli görmezden gelmek dürüstlük değildir; ancak Mesih'te kazanılanın, çekilen her türlü bedelden kat kat değerli olduğunu görmek, Hristiyanlar için asıl gerçektir.
"Dahası var, uğruna her şeyi yitirdiğim Rabbim İsa Mesih'i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum. Öyle ki, Mesih'i kazanayım ve Kutsal Yasa'ya dayanan kişisel doğruluğa değil, Mesih'e iman etmekle kazanılan, iman sonucu Tanrı'dan gelen doğruluğa sahip olarak Mesih'te bulunayım." — Filipililer 3:8-9